Yazar Hatice Cengiz, geçen hafta İstanbul’daki Suudi Arabistan konsolosluğuna girdikten sonra ortadan kaybolan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısıdır. (Hatice Cengiz)

Hatice Cengiz Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı. İstanbul’da yaşıyor.

İSTANBUL — Suudi Arabistan Konsolosluğu dışındaki son görüşmemizden bu yana bir haftadan fazla zaman geçti. Bu ortadan kayboluşunun küresel haber olmasından önceydi. Düğün planları, yaşam planları yapmanın tam ortasındaydık. Konsolosluktan sonra yeni evimiz için beyaz eşya alıp bir nikah tarihi belirleyecektik. Tek ihtiyacımız olan bir kâğıt parçasıydı.

Bu güzel haberi paylaşmak için kardeşlerimi ve en yakın arkadaşlarımızdan bazılarını akşam yemeğine çıkaracaktık. Evlilik, tüm çiftler için önemli ve özel bir adımdır. Bizim için, ama bilhassa Cemal Bey için, bu konu özellikle önemliydi. Bir yıldan fazla bir süredir Amerika Birleşik Devletleri’nde kendi isteğiyle sürgünde yaşamak, ülkesinden, ailesinden ve sevdiklerinden uzak olmak, onu olumsuz etkilemişti. Bana “Ülkemi çok özledim. Arkadaşlarımı ve ailemi çok özledim” diyordu.“Bu derin acıyı her an hissediyorum.”

Ama artık evlenmek ve zamanımızı Washington ve İstanbul’da geçirmek üzereydik. Çok şey bekliyorduk. O kendisini çok yalnız hissediyordu, ama bulutların aralandığını görebiliyordum. Arap dünyası büyük gelişmelere sahne oluyorken, O yılların mesleki deneyimini kullanarak Washington’da etkili bir gazeteci olmak istiyordu. Washington Post’ta yazabildiği için minnettardı; çünkü artık konuşamayan meslektaşlarının sesi olmuştu.

Niye Amerika’da yaşamaya karar verdiğini sorduğumda, Amerika’nın dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu ve insanın burada gezegenin politik nabzını hissedebileceğini söylerdi. Cemal Bey, ABD vatandaşı olmak için başvuruda bulunmuştu ve Türkiye’yi ziyaret etmesinin nedeni evlilik hazırlıklarımızdı. Washington’a dönmeden evvel gereken tüm evrakları temin etmeyi umuyordu.

Cemal Bey 28 Eylül’de, tehlikede olabileceğinden biraz endişe duymasına rağmen, ilk kez İstanbul’daki Suudi Konsolosluğunu ziyaret etti.  Memleketinde kendisi hakkında bir tutuklama kararının bulunmadığını belirtti. Görüşlerinin bazı insanları kızdırdığını; ancak Suudi Arabistan’la arasındaki gerginliğin, nefret, kin veya tehdit boyutuna ulaşmadığını söyledi.

Ancak ülkesinde yaşanan eşi benzeri görülmemiş tutuklama dalgasından dolayı gittikçe daha çok endişe duyuyordu. Öte yandan Suudilerin kendisini tutuklamak isteseler bile onu Türkiye’deki konsoloslukta kalması için zorlayabileceklerini düşünmüyordu. Diğer bir ifadeyle, İstanbul’daki Suudi Konsolosluğuna girmek onun için sorun olmadı; çünkü Türk topraklarında başına kötü bir şey gelebileceğine inanmıyordu. Diplomatik bir misyonda birisine zarar vermenin, birisini tutuklamanın veya alıkoymanın uluslararası hukuk ihlali olacağını söyledi ve Türkiye tarihinde buna benzer hiçbir şeyin yaşanmadığını kaydetti. Onu sıcak bir şekilde karşılayan ve gerekli evrakların temin edileceğine dair güvence veren konsolosluk personeli ile gerçekleştirdiği ilk görüşmenin olumlu geçmesi nedeniyle Cemal Bey ikinci ziyaretinden önce fazla endişelenmedi. Memleketi Suudi Arabistan’ın konsolosluğuna, orada güvende olacağından hiç kuşku duymadan girdi.

Onun ne kadar rahat olduğunu gördükten sonra onu sabırla ve umutla bekledim. Ama üç saat sonra beni bir korku ve endişe sardı. Onları bilgilendirmek için birkaç arkadaşıma mesaj attım ve konsolosluk binasında Cemal Bey’in nerede olduğunu sordum. Korkularımı daha da artıran bir cevap aldım: Bana Cemal Bey’in çoktan oradan ayrıldığını, herhalde ben farketmeden gittiğini söylediler. Sakin kalmaya çalıştım ve hemen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı ve Cemal’in en eski dostlarından biri olan Yasin Aktay’ı aradım. Olayın basın ve kolluk kuvvetlerinin dikkatini çekmesinden beri korku dolu bir şekilde bekliyorum.

Şu hususları kesin olarak biliyoruz: Cemal Bey konsolosluğa girdi ve oradan çıktığına dair elimizde hiçbir kanıt bulunmuyor. Son günlerde durumu yakından takip eden Türk makamlarının çalışmalarına tanık oldum. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin kabiliyetlerine güveniyorum. Aynı zamanda Başkan Trump ve eşi Melania Trump’tan Cemal Bey’in ortadan kaybolması olayının aydınlatılmasını istiyorum. Ayrıca Suudi Arabistan’ı, özellikle Kral Salman ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ı da aynı ölçüde hassas davranmalarını ve konsolosluğun güvenlik kamerası görüntülerini açıklamaya çağırıyorum. Her ne kadar bu olay iki ülke arasındaki bir siyasi krizi oluşturma potansiyeline sahipse de, olayın insani yönünü gözden kaçırmamalıyız. Cemal Bey, ilkeleri için mücadele eden değerli bir insan, örnek bir düşünür ve cesur bir adamdır. Türkiye’de kaçırılıp öldürüldüyse artık nasıl yaşayabilirim bilmiyorum.

Umudum her geçen gün yavaş yavaş azalsa da Cemal Bey’in hâlâ hayatta olduğuna inanıyorum. Belki de sadece sevgisini kazandığım harika bir adamı kaybetme düşüncesinden kaçmaya çalışıyorum. Yaşamın ve ölümün Allah’ın elinde olduğuna inanan biri olarak, sadece Cemal Bey’i bize bağışlaması için Allah’a dua ediyorum.

Read more:

The Post’s View: We need answers on Jamal Khashoggi’s disappearance

David Ignatius: Jamal Khashoggi chose to tell the truth. It’s part of the reason he’s beloved.

Read Jamal Khashoggi’s columns for The Washington Post

Manal al-Sharif: Jamal Khashoggi’s disappearance spreads fear worldwide, but we won’t be silenced