Enes Kanter, Ulusal Basketbol Birliği New York Knicks’in pivot oyuncusudur.

Read in English: Anyone who speaks out against Erdogan is a target. That includes me.

“Sakin ol ve top oyna.” NBA platformumu büyüdüğüm yer ve ailemin hâlâ yaşadığı yer olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında ne düşündüğümü açıkça söylemek için kullandığımda bazıları bana bunu söylüyorlar. Benim tercih ettiğim tavsiye Colin Kaepernick’in Nike reklam kampanyasından geliyor: “Bir şeye inan, bu herşeyi feda etmek anlamına gelse bile.”

Perşembe günü, ekibim New York Knicks, Londra'da Washington Wizards'e karşı oynadığında, işe gidemeyeceğim. Bu tamamen çok riskli. Erdoğan, 194 ülkeden üyesi bulunup uluslararası bir emniyet organizasyonu olan İnterpol'ü, onu eleştirenleri diğer ülkelerde tutuklatmak için bir araç olarak kullanıyor. Bana koruma sağlayabilecek ABD vatandaşlığım veya ABD pasaportum yok, bu nedenle yurtdışına seyahat etme riskini göze alamıyorum.

Alsam bile, bu hafta Türk ajanları tarafından kolayca kaçırılabileceğim veya öldürülebileceğim İngiltere'ye seyahat etmem. Erdoğan’ın kolları uzun. Ona karşı çıkan herkesin peşine düşüyor. 2017 yılında, Erdoğan’ın güvenlik ekibi- veya The Post’un yayın kurulunun tanımına göre, haydutları, - Türk büyükelçisinin Washington’daki ikametgâhı dışındaki barışçıl protestoculara bile saldırdı.

2016'daki darbe girişiminden beri Türkiye’deki durum çok kötü. Erdoğan, 100.000’den fazla kamu işçisini işten kovup 50.000’den fazla kişiyi hapse atarak büyük bir temizlik yaptı. Bu insanlar suçlu değiller. Bunların arasında hakimler, akademisyenler ve gazeteciler var. Erdoğan, serbest konuşma özgürlüğünün tehlikeli olduğunu düşünüyor ve eleştirenleri terörist olmakla suçluyor.

Ona karşı konuşan herkes bir hedeftir. Ben kesinlikle bir hedefim. Ve Erdoğan, beni susturabileceği Türkiye'ye geri dönmemi istiyor.

20 Mayıs 2017, hayatımın en korkunç günlerinden biriydi. Bu Erdoğan tarafından arandığımı fark ettiğim gündü. Hayır kurumum için bir çocuk basketbol kampını yürütmek için Endonezya’daydım. Gecenin ortasında kapımın çalınmasıyla uyandım. Müdürüm Endonezya polisinin Türk hükümeti onlara tehlikeli olduğumu söylediği için beni aradığını söyledi. Havaalanına koştuk ve ilk uçakla ülkeden ayrıldık.

Endonezya'dan Singapur'a, sonra da Romanya'ya uçtuk. Singapur'dan ayrıldıktan sonra, bir noktada, Türk hükümeti pasaportumu iptal etti. Bükreş'teki havaalanındaki polis, ülkeye girmemin yasak olduğunu söyledi. Kimsenin bana bunun neden olduğunu söylemesine ihtiyacım yoktu. Erdoğan hakkında söylediklerim yüzünden gözaltına alınmıştım. Beni Türkiye'ye geri yollayacaklarından endişeliydim. Amerika'ya pasaportsuz geri dönmek zorunda olduğum için endişeliydim.

Oklahoma’nın senatörlerinin yardımlarıyla (o sırada Oklahoma City Thunder’da oynuyordum), ABD’ye dönmeyi başardım ve kısa bir süre sonra orada Türk hükümetinin bana karşı tutuklama emri çıkardığını keşfettim. Türk savcıları, Erdoğan'a Twitter'da hakaret ettiğim için beni dört yıllığına hapse atmak istiyorlar. Pennsylvania'da sürgünde yaşayan barışçıl bir Türk din adamı olan Fethullah Gülen'i desteklediğim için benim bir “silahlı terör örgütün” üyesi olduğumu iddia ediyorlar. Erdoğan onu darbe girişimi için suçluyor, ancak Gülen defalarca ve şiddetle bunu reddetti.

Dört aydan kısa bir süre önce Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın, hükümetinin diğer ülkelerdeki Gülen taraftarlarına karşı "operasyonlar" düzenleyeceğini açıkladı. Bu tehdidi rapor eden Time dergisi, geçen Mart ayında Türkiye'nin istihbarat teşkilatı’nın Kosovo’da bulunan altı erkeğin kaçırılmasını düzenlediğini ve onların özel bir jetle Türkiye'ye geri yollandıklarını belirtti.

Ben şanslıydım. Türk işletme yöneticileri, eğitimciler ve dünyanın dört bir yanından diğer insanlar kaçırıldı ya da gözaltına alındı ​​ve daha sonra Erdoğan’ın gözüne girmek isteyen hükümetler tarafından Türkiye’ye geri gönderildiler.

Erdoğan bir diktatör ve onun hakkında ve Türk hükümeti hakkında söylediklerim için bir ters tepki olacağını biliyordum, ama böyle olacağını bilmiyordum. Birçok ölüm tehdidi alıyorum. New York'ta yalnız dolaşmayı severdim ama bunu artık yapamam. Türkiye'deki arkadaşlarım ve ailem sadece benimle konuştukları için tutuklanabilirler. Londra’ya gitmemem, geçen yıl Norveç’teki İnsan Hakları Vakfı’nın Oslo Özgürlük Forumu’na katılamamamın nedeniyle aynı.

Takım arkadaşlarımın ve antrenörlerimin bazıları konuşarak ne yaptığımı anlamıyorlar, ama beni destekliyorlar, ve buna minnettarım. Onlar Amerika Birleşik Devletleri'ndeki vekil ailemin bir parçası oldular.

Londra’ya seyahat etmeme kararım rekabetçi bir açıdan zordu, ancak güvenlik açısından çok daha kolaydı. Bu bir diktatörün Türkiye’yi nasıl yıktığına dikkat çekiyor. İnsanlar öldürüldü, binlerce kişi haksız yere hapsedildi ve sayısız hayat mahvoldu. Bu bir oyun değil.

Read more:

The U.S. and Turkey have bigger problems than their erratic leaders

Can Dundar: When it comes to defending the press, President Erdogan is the world’s biggest hypocrite

The Post’s View: Erdogan took a stand for Khashoggi. Now he should free the critics he imprisoned.

The Post’s View: Erdogan’s thugs still need to be brought to justice